‘Sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın koşulları hukuki zeminde düzenlenmeli’
COLEMÊRG/MÛŞ - Çözümün Meclis’te tartışılıyor olmasının önemli bir değişim olduğunu belirten Colemêrg Barosu Başkanı Ergün Canan, sürecin ilerleyebilmesi için İmralı Adası’nda hukuki koşulların oluşturulması gerektiğini söyledi. Mûş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik de, “Ayaklar eksik bırakılarak, sürecin tamamlanması düşünülemez” dedi.
Kürt meselesinin demokratik çözümü bağlamında yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ederken, gözlerin çevrildiği çerçeve yasa taslağı dün Meclis Başkanlığı’na sunuldu. 12 maddeden oluşan taslak ulusal ve uluslararası kamuoyunun gündemine oturdu.
Konuya ilişkin Colemêrg Barosu Başkanı Ergün Canan ve Mûş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, değerlendirmelerde bulundu.
ABDULLAH ÖCALAN'IN ROLÜ
Yasa taslağının yaklaşık iki yıldır devam eden süreçte yasal zeminde atılan ilk adım olduğunu belirten Canan, "Bu son değil, başlangıç niteliğinde bir yasadır. Eksiklikleri bulunuyor ancak hukuka dayalı ilk adım olması bakımından önemli ve değerlidir" dedi. Taslağın en önemli eksiğinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumu olduğunu belirten Canan, “2005 yılı ve öncesinde örgüt faaliyetleri kapsamında yargılanan kişilerin düzenleme dışında bırakılması, önümüzdeki süreçte en fazla tartışılacak konulardan biridir. Abdullah Öcalan'ın sürecin başlamasında belirleyici bir rol üstlendiğini, örgütün feshedilmesi ve silahların imha edilmesi sürecinin önemli bir dönüm noktası olduğunu görüyoruz. Silahların imha edildiği süreçte o ana tanıklık ettik. Tarihi bir dönemdi. Toplumda önemli bir umut oluşmuştu. Bu çerçeve yasayla birlikte bu umut daha da arttı" ifadelerini kullandı.
Sürecin ilerleyebilmesi için İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nin koşulların hukuki zeminde yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Canan, sürecin sürdürülebilmesi için İmralı'da hukuki koşulların oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.
‘TMK, CMK VE TCK DEĞİŞMELİ’
Canan, devamında da şunları belirtti: “Mevcut yasa sınırlı tutulmuş. Demokratikleşme ve reform adımlarıyla güçlendirilmesi şarttır. Çerçeve yasa tek başına Kürt sorununun çözümünü sağlayamaz. Yasa, infaz ve silahsızlanmaya ilişkin sınırlı bir düzenlemedir. Terörle Mücadele Kanunu (TMK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Türk Ceza Kanunu (TCK) başta olmak üzere temel yasalarda demokratikleşme yönünde değişiklikler yapılması gerekiyor. Hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunan kişilerin ülkeye dönerek özgürce siyaset yapabilecekleri ve aileleriyle bir araya gelebilecekleri hukuki zeminin oluşturulması gerekiyor. Yasanın kapsamının ilerleyen süreçte genişletilmesi lazım. Kapsam dışında bırakılan düzenlemelerin de dahil edilmesi halinde Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü açısından önemli adımdır. Geçmişte Kürt sorununun güvenlik politikalarıyla göz önüne gelirken bugün ise meselenin Meclis'te, siyasi partiler arasında ve toplumda tartışılıyor olmasının önemli bir değişim olduğunu gördük. Sürece ilişkin umutluyuz daha geniş kapsamlı hukuki reformlarla sorunun demokratik yöntemlerle çözülebileceğine inanıyoruz.”
‘İLK HUKUKİ ADIM, DEVAMI GELMELİ’
Mûş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik de, süreç bağlamında “ilk hukuki adım olarak” değerlendirdiği taslağın ceza hukuku anlamında sürecin tekniğini ortaya koyan bir yasa olduğunu söyledi. Karaçelik, "Yarım asırlık bir süreç toptan bir yasayla çözülemez. Bu adım adım örülmesi gereken bir süreçtir. 1 Haziran 2005 öncesini kapsamıyor. ‘Kasten öldürme’ suçlarını muaf tutuyor. Yine aynı tarih öncesinde müebbet alanları kapsam dışında tutmakta. Ama örgüt yöneticileri, üyeleri, örgüte yardım edenler ve örgüt propagandası yapanlar kapsam içine alınmış. Önemli bir yasa. Arzuladığımız gibi toplumsal yaşama katılım ve barışı tam anlamıyla sağlama noktasında ihtiyaçlara cevap vermiyor. Bu adım adım gerçekleşecek bir şey. Soruşturması ve kovuşturması devam eden, kapsam içine alınmışlar açısından söylüyorum, belirli sürelerle ertelemeyi ve denetimi öngörüyor. Erteleme süreleri sonucunda da davalar soruşturma aşamasındaysa takipsizlik, mahkeme aşamasındaysa düşme kararı verilecek. Haliyle davaları, soruşturmaları derdest olan, hakkında henüz mahkumiyet kararı olmayan şahıslar, kişiler yasadan faydalandığı zaman siyasi faaliyette bulunmaları önünde bir yasak bulunmamaktadır. Yasa bunu öngörüyor. Yasa tek başına yeterli değil. Örgütün yönetim kadrosu ve en önemli aktörlerden biri olan Sayın Öcalan'ın durumu henüz düzenlemeye konu edilmedi. Kuvvetle muhtemelen ileriki süreçte gelişen toplumsallaşma ve demokratik siyasetin güçlendirilmesiyle tartışılması gereken hususlardır. Bu ayaklar eksik bırakılarak, sürecin tamamlanması düşünülemez. Bu süreci ayakta tutan ve pedalı sürekli çevrilen bir bisiklet metaforuyla açıklayabiliriz. Yasal düzenleme, ilk pedal çevirmelerden biriydi. Bu yasayla iş bitmiş değil. Bir kapı aralıyor. Umarım devamı da gelir, toplumsal barış kalıcı hale gelir. Demokratik siyasetin önündeki engeller kalkar” ifadelerini kullandı.