‘Kürtçe tüm kamusal alanlarda yer almalı’
İSTANBUL - İBB’de ALO 153’e Kürtçenin eklenmesinin değerli ancak yetersiz olduğunu belirten Kent Uzlaşısı ile seçilen İBB Meclis üyesi Cabbar Barış, Kürtçenin tüm kamusal alanlarda yer alması gerektiğini söyledi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), yıllar sonra çok dilli hizmet uygulamalarına Kürtçenin Kurmancî lehçesini de ekledi. İBB Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bünyesinde çalışma yürüten Çözüm Merkezi ALO 153, daha önce Türkçe, İngilizce ve Arapça dillerinde hizmet vermesine rağmen Kürtçeye yer vermemişti.
Kürtçenin İBB’de hizmet dili olması için uzun süre mücadele verenlerden Kent Uzlaşısı ile seçilen İBB Meclis üyesi Cabbar Barış, değerlendirmelerde bulundu.
6 milyon Kürt’ün yaşadığı İstanbul’da Kürtçenin kamusal alanda da kullanılması gerektiğini vurgulayan Barış, “Süreç biraz gecikmiş olsa da ortaya bir hizmet çıktığında bunun mutluluğunu yaşıyoruz. Eksileriyle, artılarıyla bugün hizmete açılan bu çalışma önemli bir adımdır. Diğer halkların dilleri, kültürleri ve inançlarıyla ilgili benzer çalışmaların da yerelden başlayarak daha geniş bir demokrasi anlayışına katkı sunmasını diliyoruz. Bu adım bizim için çok önemliydi. Bu konuda çok iddialıydık, çok çaba harcadık ve çok zaman ayırdık. Sonuç aldığımız için de gerçekten mutluyum” dedi.
ANADİLİN ÖNEMİ
Bir insanın dilinin onun aidiyeti, kimliği ve varlığı olduğuna işaret eden Barış, “Aynı zamanda geleceğe dair kurduğu hayallerin de bir bütünüdür. Ben dile böyle bakıyorum. Birçok noktada esnek davranabiliyorum. Politik, ekonomik ve sosyal anlamda birçok eksik ya da farklı yaklaşım olabilir. Bütün dünya dillerine nasıl saygı duyuyorsam, ana dilimin baskıya uğraması ya da kısıtlamayla karşı karşıya kalması da benim için çok büyük bir acı kaynağıdır. Birçok arkadaşımız da bu hassasiyetle meseleye yaklaşıyor. Bu nedenle dil, Kürtler açısından çok büyük bir anlam ifade ediyor.”
‘KÜRTÇENİN OLMAMASI EKSİKLİKTİ’
Kürtlerin Türkiye’de yaşadığı sorunları ülkedeki antidemokratik uygulamalarla ve barışın tesis edilmemesiyle bağlantılı bir durum olduğuna değinen Barış, “Yıllardır bu dilin yasaklanmasıyla birlikte gelişen antidemokratik uygulamalar, yaşanan acılar ve travmalar bu noktada büyük bir anlam taşıyor. Ana dilimiz olan Kürtçe ya da bir Ermeni'nin, Arap’ın, Türk'ün, Laz’ın, Çerkez'in, Pomak'ın, Azerbaycan Türkünün ya da herhangi bir halkın kendi diliyle kurduğu ilişki de aynıdır. Bu nedenle dil ile kurduğumuz ilişkiyi çok fazla politize etmemek gerekiyor. Bu öncelikle insani ve kültürel bir meseledir. İnsani bir yaklaşımla ele alınması gerekir. Aslında bu meselenin çok daha önce çözülmüş olması gerekiyordu. İstanbul gibi büyük ve kozmopolit bir şehirde Kürtçenin sosyal belediyeciliğin gündemine girmemiş olmasını şimdiye kadar büyük bir eksiklik olarak değerlendiriyorum” ifadelerine yer verdi.
KREŞ VE KURS
Kent Uzlaşısı ile seçilen meclis üyeleri olarak birlikte hareket ettiklerini ifade eden Barış, çalışmalarında devam edeceklerini belirterek, “İBB bünyesinde kreşlerden, Türkiye'nin öğretilmesinden tutun da belki kurslara kadar birçok alanda Kürtçe ile ilgili ve diğer dillerle ilgili çalışmaların yapılması gerekiyor” dedi.
Türkiye kentlerindeki tüm belediyelerde bu uygulamanın olması gerektiğini dile getiren Barış, “Eğer insanlar barış içerisinde yan yana yaşayacaksa vatandaşların sorunları ve şikayetleri ortadan kaldırılmalıdır. Dil ya da ekonomik sorunlar varsa çözmeliyiz. Kültürel haklarla, inançlarla ilgili kısıtlamalar varsa bunları gidermeliyiz. Çünkü barışın temel dayanağı budur” diye konuştu.
MA/ Helin Özgün