Şêx Seîd torunu Fırat: Mezar yerlerinin açıklanması sürecin samimiyetini gösterir

Paylaş:

ERZIROM - Süreç kapsamında atılan adımlardan birinin Kürt önderlerinin mezar yerlerinin açıklanması olduğunu belirten Şêx Seîd'in torunu Bedri Fırat, tüm Kürtlere süreci sahiplenme ve başarısı için çalışma çağrısı yaptı. 

Cumhuriyetin ilk yıllarında Kürt halkına yönelik inkar politikalarına karşı Şêx Seîd ve Seyid Rıza gibi Kürt önderleri, direniş geliştirdi. Şêx Seîd ve arkadaşları 29 Haziran'da Amed'de, Seyid Rıza ve arkadaşları ise 15 Kasım 1937 Xarpêt'te idam edildi. Kürt önderleri ve arkadaşlarının idam edilmelerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen mezar yerleri hala açıklanmadı. Geçtiğimiz günlerde Seyid Rıza'nın ortaya çıkan idam fotoğrafları ise her iki Kürt önderinin "Mezar yerleri açıklansın" talebini tekrar gündeme getirdi. Toplum tarafından, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci çerçevesinde mezar yerlerinin açıklanması barış için önemli bir samimiyet göstergesi olarak ifade ediliyor.
 
 
Şêx Seîd'in torunu Bedri Fırat konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Şêx Seîd'e dönük son zamanlarda artan hakaret içerikli saldırılara ve saldırılara verilen "ödül gibi cezalara" değinen Bedri Fırat, hakaretlerin toplumun değerlerine saldırı olduğuna işaret etti. Verilen cezaların caydırıcı olmadığını vurgulayan Fırat, saldırıların barış sürecinde artmasının, toplumsal huzura da saldırı olduğuna işaret etti. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın mahkemede dahi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a saldırdığını kaydeden Bedri Fırat, "Mahkemede yaptığı savunmada dahi, mahkeme heyetini tehdit eder nitelikte bir dil kullandı. Bunları provokatif hareketler olarak görüyoruz. 1925'teki Şêx Seîd başkaldırısından dolayı, bugün barışına bir saldırı gerçekleştiriliyor. Ümit Özdağ'ın da bir provokatif olduğunu mahkemede dile getirdim. Barışın olmaması için bir yerlerde devreye giriyor. Çatışmalı dönemlerden prim çıkarma olarak görüyoruz bunları. Bugün Ümit Özdağ'ın yaptığı budur. Çatışmanın şiddetlenmesi ve ona siyaset alanının açılması gibi bir durum var. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Yargının bu tür insanların, bu tür davranışları sergilemesinin önüne geçmesi gerekiyor. Her iki kesimde de gelişen provokatif hareketler bu sürece zarar verir" dedi. 
 
'ABDULLAH ÖCALAN MUHATAPTIR'
 
İnsanların mezar yerlerinin açıklanmamasının sistematik bir hal aldığını ifade eden Fırat, "Mezar yerlerinin gösterilmediği gibi daha da geriye gidilerek Şêx Seîd'in babasının mezarının Türkiye devleti tarafından yıkılarak yerle bir edildi. Sadece mücadele edenleri değil, etrafındakilere de saldırı var. Bu saldırı Kürtlerin varlığınadır. Bu konuda iyi niyet göstergesi olarak şehit edilen Kürt önderlerinin mezar yerlerinin açıklanmasını yorumlayabiliriz. Barışın ilk adımı olarak görebiliriz. Abdullah Öcalan'ın da tutsaklığı kabul edilemez. Süreç, Kürt mücadelesinin getirdiği sonuçtur. Sonuca göre birisini muhatap olarak kabul edersin. Bu kişiyi toplumdan izole ederek, kapalı kapılar ardında müzakere, barışın tabiatına aykırıdır. Muhatap olarak kabul edilen kişi Sayın Abdullah Öcalan'dır. Devletin bütün yetkilileri çıkıp konuşuyor, heyetler gönderiyor. Ama yeterli değil. Açık bir alanda, herkesle görüşebileceği bir ortamın sağlanması için oradan çıkarılması gerekiyor. Barışın çabuk sonuç alması için yapılması gereken bir durumdur" ifadelerini kullandı.
 
'BÜTÜN KÜRTLER BARIŞI SAHİPLENMELİ'
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrısının dünyada yankı bulduğunu ve manifesto olarak kabul edildiğini anımsatan Fırat, "Böyle önemli bir mesajın sahiplenilmesi, gerek Türk gerek Kürt kesiminde gerekiyor. Kürt halkı barışı sağlamak için sürece dört elle sarılması gerekiyor. Her Kürt'ün çaba göstermesi gerekiyor. Şêx Seîd'in oğlu Şêx Ali Rıza'nın bir lafı var; 'Kürtler ne zaman kendi sorunlarını dünya kamuoyuna ve batılı ülkelere kabul ettirebilirse o zaman çözümü de getirebilirler.' Bugün Sayın Öcalan'ın süreci başlatmasıyla beraber Kürtlerin dünya kamuoyu tarafından kabul gördüğü ve bu sürece her kesimin destek vereceği deklare edildi. Kürtlerin de sahiplenmesini görev olarak görüyorum" diye konuştu.
 
MA / Can Kırbaş