MERSİN - İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir, çatışmasızlık ortamının önemli olduğunu ancak barış için somut demokratik adımların halen atılmadığını belirtti.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir, Türkiye'de son dönemde kamuoyunun gündeminde olan "normalleşme" ve "barış süreci" tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yaşanan çatışmasızlık zeminini ve insanların yaşamını yitirmemesini çok kıymetli olarak nitelendiren Demir, buna karşın demokratik adımların atılmasında somut ve şeffaf adımların geciktiğini savundu.
'SÖYLEM VE PRATİK UYUŞMUYOR'
Sürecin toplumsallaşması için tüm İHD şubelerinde çalışmalar yürüttüklerini belirten Demir, iktidarın söylemleri ile pratik uygulamalar arasında çelişkiler olduğunu ve muhalefete yönelik yargısal hamleleri ve sivil topluma yönelik gözaltı operasyonlarını eleştirerek, "İnsanların yaşamını yitirmiyor olması, çatışmasızlığın devam etmesi bizim açımızdan çok kıymetlidir. Ancak sürekli operasyonlar ve gözaltılarla aslında barış alanında yapılacak çalışmaların önüne engel konulmuş oluyor. Özellikle ana muhalefet partisi CHP'ye ve muhalif çevrelere dönük hamlelerin, temel insan hakları ve barış mücadelesi yürütenlerin arasını açma gayreti taşıdığını düşünüyoruz" dedi.
'HASTA MAHPUSLAR SERBEST BIRAKILSIN'
Hukuki alanda atılması gereken öncelikli adımlara değinen Demir, cezaevlerindeki "Cezaevi Gözlem Kurulları"nın adeta ikinci bir mahkeme gibi çalıştığını ve 30 yılını dolduran tutsakların tahliyelerini "pişmanlık" gerekçesiyle keyfi olarak uzattığını dile getirdi. İHD olarak bu kurulların lağvedilmesi için 3-4 yıl önce açtıkları davanın henüz sonuçlanmadığını hatırlatan Demir, "Eğer bir kurul olacaksa, bu sadece hak ihlallerini önlemeye dönük ve içinde sivil toplum örgütlerinin yer aldığı bir yapı olmalıdır. Hasta mahpuslar ise yasal düzenleme bile beklenmeden derhal serbest bırakılmalıdır" diye konuştu.
'YASAL STATÜ TANINMALI'
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın statüsüne işaret eden Demir, "Yani şimdi siz bir müzakere yürütüyorsunuz ve muhatabınız Abdullah Öcalan ise, bu görüşme zeminine uygun bir hukuki statü oluşturmak zorundasınız. Çünkü ortada fiili olarak bir muhataplık ve müzakere ilişkisi var. Nitekim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de daha önce yaptığı çağrıyla Abdullah Öcalan’ı işaret etmişti. Dolayısıyla Abdullah Öcalan’dan söz edilen, onun üzerinden tartışma yürütülen bir süreçte, bu durumun hukuki ve siyasal zemininin de açık biçimde tanımlanması gerekir" ifadelerini kullandı.
'DEMOKRATİK ADIMLAR ATILMALI'
Meclis tatile girmeden önce çıkarılması planlanan yasal düzenlemelerin kamuoyundan gizlendiğini ve şeffaf yürütülmediğini aktaran Demir, kalıcı bir barış için şu önerileri sıraladı: "Silah bırakan militanların topluma entegrasyonunu sağlayacak, yaşam alanları oluşturacak ve ülkeye döndüklerinde tutuklanmayacakları yasal güvenceler oluşturulmalıdır. Yıllarca uygulanan asimilasyon politikalarıyla değiştirilen Kürtçe köy ve yerleşim yeri isimleri derhal geri verilmelidir. Sürecin yürütülmesi adına müzakere yürütülen aktörlerin uluslararası basına ve kamuoyuna hitap edebileceği uygun hukuki ve fiili koşullar/statüler sağlanmalıdır."
'KÖTÜ BİR SINAV VERDİ'
Toplumda ve siyasi partilerin genelinde barışa karşı bir tepki olmadığını, aksine büyük bir desteğin bulunduğunu belirten Demir, sürecin sadece hükümetin inisiyatifine bırakılamayacak kadar büyük bir toplumsal mesele olduğunu vurguladı. Demokratik kitle örgütlerine çağrıda bulunan Demir, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bu dönemde özellikle sendikalar süreci sahiplenme noktasında yeterince ciddi bir mücadele ortaya koyamadı, kötü bir sınav verdiler. İspanya'da barış için 1 milyon kişi yürüdü, bizde niye yürümesin? Türkiye'nin her tarafından insanlar ikna edilebilir. Demokrasiden ve insan haklarından yana olan tüm muhalif çevrelerin bir araya gelmesi, halka savaşın ekonomik ve sosyal maliyetlerini doğru anlatması gerekir."
MA / Hamdullah Yağız Kesen - Mehmet Güleş