Abdullah Öcalan’ın 'muhatap arayışı'ndan hukuki süreç zeminine ANALİZ

Paylaş:

ANKARA - 1993’te “bir muhatap arıyorum” diyerek, barış iradesini ortaya koyan Abdullah Öcalan’ın çağrılarıyla şekillenen süreçte kritik aşamaya gelindi. Abdullah Öcalan'ın çatışma zemininden hukuki zemine geçiş hedefiyle yaptığı çağrıların ardından “çerçeve yasa”nın Meclis'e taşınması, bin kilometrelik barış yolculuğunda yeni bir dönemin kapısını araladı.

 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi, çatışmalı sürecin sona erdirilmesi ve siyasi bir çözüm zemininin oluşturulması amacıyla farklı dönemlerde birçok kez ateşkes ve diyalog girişimlerinde bulundu. Abdullah Öcalan’ın 1993 yılında ilan ettiği ilk tek taraflı ateşkesle başlayan bu arayış, 1995 ve 1998 yıllarındaki yeni ateşkes çağrılarıyla devam etti. Ancak devletin Kürt meselesini ağırlıklı olarak güvenlikçi politikalar ve askeri yöntemlerle çözme yaklaşımı nedeniyle bu girişimler kalıcı bir çözüme ulaşmadı.
 
1999 sonrası dönemde Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadele yerine demokratik ve siyasi çözüm perspektifini yine öne çıkardı. Ancak devletin soruna büyük ölçüde aynı güvenlikçi politikarla yaklaşması, çözüm arayışlarının ilerlemesini engelledi.
 
2013 yılında Newroz mesajıyla çatışmaların sona erdirilmesi çağrısı yapan Abdullah Öcalan’ın girişimiyle başlayan çözüm sürecinde, görüşmeler, karşılıklı temaslar ve siyasi diyalog kanalları yoğunlaştı. Ancak süreç; iktidarın süreci tek taraflı bozması ile 2015’te sona erdi.
 
İki yakındır devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde de Abdullah Öcalan, aynı kararlılıkla Kürt meselesinin çözümü için çaba harcadı. 1 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis sıralarında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleriyle tokalaşmasıyla tartışılmaya başlayan süreç, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın tarihi 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile resmen başlamış oldu.
 
Daha önce Türkiye ile Kürt Özgürlük Hareketi arasında defalarca kez denenen ve başarısızlıklarla sonuçlanan barış süreçlerinin aksine bu süreç, Abdullah Öcalan'ın İmralı’dan kamuoyuna yaptığı 8 temel çağrıyla önemli bir ilerleme kaydetti. Abdullah Öcalan'ın çağrıları, büyük bir eşiğin atılmasına vesile oldu.  Sürecin çatışma zemininden hukuki ve siyasi zemine taşınmasında belirleyici rol oynayan Abdullah Öcalan'ın her bir çağrısı, o dönemin siyasi atmosferine göre şekillendi. Hükümetin “iç cephe” vurgusu, Meclis’teki komisyon çalışmaları, Kürt Özgürlük Hareketi'nin  attığı adımlar ve "çerçeve yasa" taslağının açıklanmasıyla süreç somut bir adımla yeni bir boyut kazandı.
 
Sürecin başında süren tartışmalar ve belirsizlikler sürecin geleceğine ilişkin tartışmaların yaşandığı sınırlı görünen bir atmosfer yarattı. Süreç bu durumdayken Abdullah Öcalan’ın ardışık mesajlarıyla adım adım genişleyen süreç, bugün gelinen aşamada “çerçeve yasa” ile negatif barıştan pozitif barışa, ve  hukuksal güvence aşamasına geçişin eşiğinde bulunuyor.
 
23 EKİM 2024: TECRİT SÜRERKEN İLK AÇIKLAMA
 
Bahçeli’nin 22 Ekim’deki grup konuşmasında “Öcalan gelsin, DEM grubunda konuşsun" çağrısından bir gün sonra DEM Parti Riha Milletvekili Ömer Öcalan aracılığıyla gelen ilk mesaj sürece dair tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Abdullah Öcalan'ın “Tecrit devam ediyor. Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” mesajıyla ortaya çıkan barış iradesi, sürecin başında sınırlı görünen atmosferi bir anda değiştirdi. O günlerin atmosferi henüz temkinli iken tecridin 43 aydır sürdüğü gerçeği ve “iç cephe” söyleminin henüz yeni dillendirildiği bir dönemde bu çağrı, sürecin kapısını araladı. Hükümet kanadı sessiz kalırken DEM Parti, çağrıyı "samimiyet testi” olarak yorumladı.  
 
YENİ PARADİGMAYA POZİTİF KATKI  
 
Takvimler 28-29 Aralık 2024 tarihini gösterirken Türkiye'de yeni bir eşik aşıldı. İlk resmi İmralı heyeti ziyareti gerçekleşirken, heyette DEM Parti İmralı Heyeti Üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve daha sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Sırrı Süreyya Önder vardı. Yapılan görüşmenin sonrasında Abdulah Öcalan, “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya pozitif katkı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim… Gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” dedi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Türk-Kürt kardeşliğinin “kader belirleyici” olduğunu vurguladı. Bu dönem, siyasi partiler turunun başladığı, Bahçeli’nin “İmralı-DEM teması gecikmesin” açıklamasının yapıldığı bir atmosfere denk geldi. Meclis koridorlarında “çözüm süreci mi, 'terörsüz Türkiye' mi?” tartışmaları sürerken Abdullah Öcalan’ın mesajı, süreci diyalog zeminine çekti.
 
TARİHİ BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISI  
 
Tarih 27 Şubat 2025'e geldiğinde ise Kürt Özgürlük Hareketi, Ortadoğu ve Türkiye için deyim yerinde ise tarihi bir gün yaşandı. Sürecin kırılma noktası olan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile Abdullah Öcalan, PKK’ye örgütün feshedilmesi, silah bırakma tartışmalarının başlatılması ve Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu ile yeni mücadele alanlarına geçişin sağlanması çağrısında bulundu. Abdullah Öcalan PKK'ye: “Kongrenizi toplayın… Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” dedi. Tarihi sorumluluğu üstlendiğini ilan etti ve barış iradesini bir kez daha ortaya koydu.  
 
BARIŞ İRADESİNİN SOMUT ADIMLARI
 
O günlerin atmosferi yoğun bir beklentiyle yüklüydü. İmralı heyeti yedi kişilik geniş katılımla İmralı Adası'na giderek tarihi çağrıya tanıklık etmişti. Görüşmenin ardından İstanbul’da yapılan basın toplantısıyla tarihi çağrı kamuoyu ile paylaşıldı. PKK’nin 1 Mart’ta ateşkes ilan etmesi ve Mayıs ayının başında fesih kongresi kararlarını alması ile beraber bir eşik daha geride kalmış oldu. Öte yandan devlet henüz atmamışken Kürt Özgürlük Hareketi'nin attığı adımlar, Abdullah Öcalan'ın barış iradesinin somutlaşmış halini gösterdi. Atılan adımlar tarihi çağrının doğrudan sonucu ve pratiğe geçişini ifade etti. Türkiye siyetinde ise iktidar “terörsüz Türkiye” söyleminde ısarar ederken muhalefet ise “samimiyet” şartının olması gerektiğine dikkat çekiyordu.
 
KÜRT HALKI İÇİN BÜYÜK GÜN: 26 YIL SONRA...
 
9 Temmuz 2025 tarihi ise Kürt halkı açısından unutulmaz bir gün oldu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 26 yıl sonra ilk defa kameraların karşısındaydı. Abdullah Öcalan gerçekleştirdiği videolu çağrısında “Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum” diyerek silah bırakma sürecini onayladı. Ardından gerçekleşen silah yakma töreni ile beraber Abdullah Öcalan'ın barış iradesi dünya kamuoyunda da ses getirdi. Videolu çağrı, pratik adımların hızlandığı bir atmosferde geldi ve Kürt Özgürlük Hareketi'nden gelen olumlu yanıtlar, Meclis’te komisyon tartışmalarının açığa çıkmasıyla yeni bir başlangıca giden yolu açtı. Gelinen aşama sürecin geri dönülemez noktaya geldiğini gösteriyordu.  
 
BÖLGESEL BOYUT VE YENİ YIL MESAJI
 
Takvimler 30 Aralık 2025'e geldiğinde ise Kürt halkı Rojava'da yaşanan çatışmaların ortasında kaldı. Rojava'da yaşanan çatışmalı atmosferle beraber Barış ve Demokratik Toplum Süreci tartışılırken, Abdullah Öcalan SDG ile Şam Yönetimi arasındaki 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasının süreci hızlandıracağını belirtti. Abdullah Öcalan, bu dönemde yaptığı çağrıda şu ifadeleri kullandı: "Yeni bir yıla girerken, geçtiğimiz yüzyıl boyunca emperyalist saldırılar ile iç içe gelişen milliyetçiliğin Ortadoğu’yu nasıl derin çatışmalar, yıkımlar ve toplumsal yarılmalarla karşı karşıya bıraktığını tekrar hatırlamak zorundayız. Ortadoğu’da derinleşen krizler ve politik çatışmalar… Kürt meselesinin çözümü ise, ancak toplumsal barış ve demokratik uzlaşı ile mümkündür.  SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması, süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır.  Yeni yılın Türkiye, Ortadoğu ve Dünya’da barışa, özgürlüğe ve demokratik bir geleceğe kapı aralamasını temenni ediyor; başta mücadele eden halklar olmak üzere, tüm dostların yeni yılını kutluyorum." Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın bu çağrısı, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye gündemini meşgul ettiği, çerçeve yasa kulislerinin henüz fısıltı halinde olduğu bir dönemde geldi. Çağrı sürecin sadece Türkiye'nin iç meselesinde değil bölgesel boyutta bir etki yarattığını ortaya koydu.
 
POZİTİF İNŞA AŞAMASI
 
Tarih Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın yıl dönümü olan 27 Şubat 2026'yı gösterdiğinde ise sürece dair tartışmalar yeni bir boyut kazanmış Meclis Komisyonu rapor hazırlama aşamasına gelmişti. Bu dönemde Abdullah Öcalan, “Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz… Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyoruz” dedi. Pozitif barışın önemine işaret eden Abdullah Öcalan, “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” vurgusuyla demokratik entegrasyon kavramını açarak sürece yeni bir soluk kazandırdı. Komisyon çalışmalarının hızlandığı, parti önerilerinin masaya geldiği bir atmosfere denk düşen bu mesaj, artık silahların bırakıldığı, yasal zeminin konuşulduğu dönemin dilini belirledi.  
 
YASAL ZEMİNİN VAKTİ
 
Tavkim 20-21 Temmuz 2026'ya geldiğinde ise Abdullah Öcalan, “Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir… Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir” mesajını verdi. Bu mesaj, Kürt-Türk tarihsel ittifakını hukuki güvenceye kavuşturma çağrısı olarak tarihe geçti. Bunlar yaşanırken Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un parti turlarına başladığı, çerçeve yasa taslağının kulislerde dolaştığı anlar yaşanıyordu. Böylesi bir atmosferde bu çağrı; sürecin hukuki eşiğe geldiğinin ilanı oldu.  
 
CUMHURİYET KADAR ÖNEMLİ ADIM  
 
Bugün itibariyle geldiğimiz aşama ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, "Bin kilometrelik yol bir adımla başlar" çıkışıyla tarihsel ve kritik bir eşiğin ilk adımının atıldığı mesajını verdi. 2-3 Ağustos tarihli mesajında Abdullah Öcalan, “Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız” dedi. Yasanın 86 milyon için hizmet olduğunu, herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Abdullah Öcalan, "Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan, bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir. Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik Cumhuriyet’e sonuna kadar kapı aralanmaktadır” diyerek barış iradesinin netliğini bir kez daha ortaya koydu.
 
BARIŞ İRADESİNİN İLK ADIMI
 
Tarih 5 Ağustos'u (bugün) gösterdiğinde ise, 1993 yılında "bir muhatap arıyorum" diyerek yola çıkan ve barış iradesini ortaya koyan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, "Çerçeve yasa"nın Meclis'e gelmesi ile birlikte bin kilometrelik barış yolculuğunu başlattı. Meclis Başkanlığı'na sunulan ve içeriği kamuoyu ile paylaşılan "çerçeve yasa" taslağının bir hafta içerisinde yasalaşması bekleniyor.
 
MA  / Ömer Güngör