İran saldırıları: Konfederal yapı ya da katliamla sonuçlanabilir

Paylaş:
HABER MERKEZİ - İran'a yönelik saldırıların Kürtlere yansımasını kestirmenin zor olacağını söyleyen Dr. Seevan Saeed, bu sürecin; federal, konfederal bir durumla sonuçlanabileceği gibi bir katliam riskini de taşıdığını ifade etti. 
 
HAMAS'ın 7 Ekim saldırılarını önce Filistin'de genişleten İsrail, ardından Lübnan'da Hizbullah'ı hedef aldı. Bu saldırılar devam ederek, bu güçleri destekleyen İran'a 12 gün savaşı olarak nitelendirilen saldırılarla hedef aldı. İran'ın nükleer tesislerinin hedef alındığı 12 günlük saldırılar, 28 Şubat'ta yerini İsrail-ABD ortaklığıyla düzenlenen saldırılara bıraktı. 13 gündür devam eden saldırılarda rejimin çöküş hedefi gerçekleşmezken, taraflar hedeflenen amaçlara ulaşana kadar saldırıların süreceği mesajı veriyor. 
 
Rojava Üniversitesi, Shaanxi Normal Üniversitesi (Çin), Exeter Üniversitesi (İngiltere) eğitim veren Dr. Seevan Saeed, saldırılara ilişkin Mezopotamya Ajansı'nın (MA) sorularını yanıtladı. 
 
 
ABD Başkanı Donal Trump, savaşın sonuna gelindiğine dair mesajlar verdi. Bu saldırıların geldiği aşamada, bu mesajı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bunu 2 taraflı ele almalıyız. Birincisi, Trump ve çevresindekiler. Yani devlet yöneticileri ve ABD yanlısı diğer devletler. İkincisi de İran rejimi. Bu saldırılar gerçekleştirilmeden önce pek çoğumuz, 'Belki savaş olmaz' diyorduk. Çünkü sıcağı sıcağına görüşmeler oluyordu. Devlet de bir şeyler yapmaya hazırdı. Ancak tam bunların ortasında bir saldırı gerçekleşti. Trump, saldırılara ilk başladığında kısa dönem süreceğini 4-5 haftada biteceğini söylüyordu. Ancak şimdi ise saldırılar sonrası yükselen petrol fiyatlarının omuzlarına yüklediği ağırlıkla savaş duracak sinyalleri veriyor. Hürmüz Boğazı'ndan Irak'a gelen gemilerin önü kesilsin istemiyor. Hem de kamuoyuna bir başarı sunmak istiyor. Savaşı durdurmak bugün sadece Trump ile alakalı değil. İki aktör daha var. Biri İran'ın başına yeni geçen, babası Ali Hamaney olmak üzere tüm ailesi İsrail ve ABD tarafından öldürülen Seyyed Mücteba Hamaney. Ancak nasıl bir yönetim izleyecek belli değil. Diğer yandan da İsrail var. Şayet ABD istese bile İsrail bu saldırıların bitmesini istemez. Arap devletleri de İsrail gibi saldırıların bu şekilde sonlandırılmasını istemiyor. Çünkü eğer rejim düşmezse daha güçlü bir çıkış yapacak. 
 
Rejim düşmezse içerideki halklar Beluc, Kürtler, Farslar ne ile karşı karşıya kalacaklar? ABD çekilirse bir yüzyıl daha hegemonik güçler İran'a yanaşmayacak gibi mi?
 
 
Düne kadar bana sorsaydınız "Bu rejim kesinlikle düşer" derdim. Ancak bir gecede Putin'in, Netenyahu'nun Trump'a ettiği bir telefonla ABD müzakere konuşur oldu. Çünkü bu süreçte petrol fiyatları inanılmaz yükseldi.
 
İsrail asayişinin sağlanması burada önemli bir konu, tabii Körfez ülkelerinin güvenliği de.  Diğer taraftan içeride yönetime bir alternatif yok. Bu anlamda 10 milyonluk Kürt halkı burada temsiliyet, deneyim ve çalışma gerçekleştiren tek kimlik. Kürtlerin siyasi partileri, örgütlenmeleri, toplumsal ve politik zeminleri var. Ancak bunlar tek başına yeterli değil. Bu anlamda devlet düşmese ve yereldeki halklar kendi haklarını elde etseler bile 20 yılda İran anca toparlanır. Diğer senaryo, yine düşmez, ama güçsüz düşerse ve bölge halklarının tamamı ona karşı ayaklanırsa bu sefer de katliam riski var. Trump bu tabloda kendini Mesih gibi konumlandırıp hem İran'a demokrasi getireceğini hem de ekonominin etkilenmeyeceğini iddia ediyor. Halbuki ABD içinde de büyük sorunlarla cebelleşiyor. Açıkçası düne kadar bana sorsaydınız "Bu rejim kesinlikle düşer" derdim. Ancak bir gecede Putin'in, Netenyahu'nun Trump'a ettiği bir telefonla ABD müzakere konuşur oldu. Çünkü bu süreçte petrol fiyatları inanılmaz yükseldi. Artık dünya siyaseti, 'Ya benimlesin ya da karşımdasın' politikasında.
 
İran'ın stratejisi nedir ve şu anda ne yapmak istiyor? Yani savaşın bu şekilde devam etmesini mi, yoksa bölgelere yayılmasını mı istiyor? 
 
İran için şuandaki en büyük başarı rejiminin düşürülmemesi. Diğer güçler de İran'da istedikleri kadar havadan bombardımanı devam ettirsinler, eğer ki karadan bir harekat yoksa rejimin düşmeyeceğini biliyorlar. Bugün sadece savaşın durması bile rejim için büyük başarı. Rejim düşmesin diye her şeyi yapacaklardır. Rejim imaj olarak bile ayakta kalmanın önemini biliyor. Daha sonra silahlarını yenileyip, büyütmek istiyorlar ki ilerleyen süreçte ezeli düşmanları İsrail ve Sünni-Arap devletlerine tekrar saldırabilsinler. Çünkü İran'ın tek derdi İsrail değil, aynı zamanda, Katar, Mısır ve Suudi Arabistan'dır. Katar'ın bu son dönemde Türkiye ve İran'la kurduğu ilişkiler bazında biraz dışarıda tutabiliriz. İran, için İslam'ı temsil etmek çok önemli bir mevzu. İran bu devletleri İran'dan İslam'ı ve onun temsiliyetini çalanlar olarak bakıyor. 
 
İsrail'in iki hedefinden bahsettiniz. "Birincisi rejimin düşmesi, ikincisi de kalıyorsa bile ABD-İsrail'e muhtaç olmasıdır" dediniz. Yani İsrail, rejimin "Ne istiyorsanız onu yapalım" demesini bekliyor. Şayet bu iki hedefi yerine gelmediğinde İsrail ne yapacaktır? 
 
Bu iki hedefi yerine gelmezse çok yüksek ihtimalle çok büyük değişimler gerçekleşecektir. Daha önce de dile getirdiğim gibi ABD'nin burada desteklediği 4 devlet var. Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve İsrail. Bu sebeple İsrail'e fiziki tehdit oluşturabilecek bir düşman istemiyorlar. İlerleyen süreçlerde Türkiye de fiziki bir tehdit İsrail için. İsrail için İran bugün düşsün, Suudi Arabistan, Ürdün gibi olsun istiyor. İran 2017'de de bu şekilde bir kez daha ayakta kaldı. Eğer İsrail'in istediği gibi olmazsa artık bölgede o kadar büyük bir önemi kalmayacak. Belki İsrail, asayişi başka şekillerde kurtarılmaya çalışılacak. Ancak ben İran rejimini ya teslimiyet ya da düşme gibi bir senaryo beklediğini düşünüyorum. 
 
Jîna Emînî'den bu yana ayakta olan Kürt ve bir İran muhalefeti var. İran muhalefeti ve Kürtler bu durumda ne yapacaklar?
 
 
Eğer rejim düşmez, ama kuvvetini kaybederse masaya oturabilirler. Yani özerk bir yapı için yol açabilir. Konfederal bir yapı kurulmasının önü de açılabilir
 
Rojhilatlı Kürtlerini hem çok büyük bir fırsat hem de zorlayıcı bir süreç bekliyor. Mesela Kürtler bir ittifak kurdu. Bu çok değerliydi. Her partinin kendine göre bir başarısı, deneyimi mevcut. Bu güçlerini yan yana getirerek pozitif anlamda bir güç kurarlarsa rejimin düşmesi halinde dağınıklık yaratılmadan, öz yönetim kurarak kendilerini idare edebilirler. Eğer rejim düşmez, ama kuvvetini kaybederse masaya oturabilirler. Yani özerk bir yapı için yol açabilir. Konfederal bir yapı kurulmasının önü de açılabilir. Kürtler için önemli sıkıntılarından biri, Kürtlerin yalnızca bu kadar örgütlü olmasıdır. Ama bu kadar büyük bir sahaya 10 milyon Kürt tek başına hizmet edemez. Ancak Kürtlerin Rojava ve Başûr tecrübeleri var. 
 
Bize bu fırsatları başlık başlık anlatır mısın? 
 
Urmiye'deki bir Kurmanc'ın Kirmanşan ve İlam'daki Kelhuri ile ilişkisi, 30 yıl önce Duhoklu Kurmanc'ınn Silêmanî'deki Soran'la olan ilişkisinden bin kat daha iyi. Bunu da göz önüne alırsak 'Kürt halkı iyi yol kat etti' diyebiliriz. Orta Doğu'da Kürt halkının farkındalığı yerinde. Toplumsal bilinç bugün Rojhilat'ta siyasi partilerin bilincinden çok daha yüksek. Eğer kendilerini halk nezdinde kabul ettirmek istiyorlarsa halkın politik bilincine eşdeğer bir siyaset yürütmeleri şart. Bu bir fırsattır da aynı zamanda. Birçoğumuz "Dört parça Kürdistan" diyoruz; ama özellikle Rojhilat'ta böyle bir propagandayı yaparken çok daha dikkatli, çok daha bilinçli bir şekilde yapmak gerekiyor. Çünkü buralarda sadece Kürtler yok. O yüzden Kürt partileri çok bilinçli çok farkında hareket ediyor. Tersi olursa Azerilerin olduğu bölgelerde, bizi çok büyük savaşlar bekler. Eğer resmi ve pozitif anlamda Kürt güçlerine bir yardım yapılsa evet, Kürtler için bu iyi bir şey; ancak bunu yapmayıp sadece açıklama yapıyorlar. Açıklamalar yerine bizden ne istediklerini bilmek gerekiyor. ABD ile ilişkilerde 1995'te de 2012 sonrasında da bir tecrübemiz var. Eğer bugün İran'da demokratik bir süreç yürütürsek bile en azından Rojava gibi 10 yıllık gerçekten çok değerli bir tecrübemiz mevcut. 
 
Kürtler ve diğer halklar İran'ın demokratikleşmesi ve halkların kendi kaderlerini belirleme hakkından söz ediyor ve bunu talep ediyor. İran, bu halklarla bu şekilde masaya oturursa bu sorun çözümü daha yakın değil mi?
 
 
İsrail ve ABD'nin İran saldırılarının durması halinde Kürt halkının rejim tarafından büyük bir katliam yaşaması riski de var. Bir haftaya her şey netleşir. 
 
Kürtler DAİŞ'le savaş zamanı da bir devlet olarak hareket ediyordu. Yarın, İran rejimi bir görüşme yapmak istese 5 tane siyasi partimiz var. Ama bir yerde de askerler savaşa hazır. Yani Kürtler ABD'ye İsrail'e mecbur değil. Kürt yetkililer de bunu söylüyor. "Eğer alacak bir hakkımız varsa gider bunu Tahran'dan isteriz" diyorlar. Biz 47 yıldır bu rejimle mücadele ediyoruz ve artık nasıl siyaset yürüteceğimizi biliyoruz. Toplumumuz da ne yapacağını biliyor. İsrail ve ABD'nin İran saldırılarının durması halinde Kürt halkının rejim tarafından büyük bir katliam yaşaması riski de var. Bir haftaya her şey netleşir. 
 
Kürt güçlerinin bu aşamada duruşları ne anlama geliyor? Sınırların yeniden çizildiği bir dünyada Kürtleri Orta Doğu'da nasıl bir gelecek bekliyor?
 
Kürtler yıllarca klasik bir siyaset yürüttüler. Şêx Seîd katlediliyor, biz de ardından ağıt yakıyoruz. ABD gibi bir devletin oynadığı oyun nasıl değiştirilir? Türkiye burada önemli bir rol oynuyor. Çünkü Kürtlerin en büyük kanadı bu ülkede. Ama Kürtler ilk defa Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın da siyasetiyle hem kendi haklarını isteyen hem de bu devletlerin oyunlarını boşa çıkaran bir pozisyondalar. Abdullah Öcalan, var olan düzene dur dedi. Kürtler kendilerine farz kılınan siyaseti bugün ters-yüz etmeye çalışıyor. Abdullah Öcalan, Türkiye'nin içeride bir tasfiye geliştirmeye çalıştığını gördü. Bu tasfiye Kürtleri Türkleştirme politikasıdır. Kürtler bu süreçte kendilerini tasfiye etmeye çalışan devletlere, "Hayır biz bu devletlerin yönetimi içerisinde yer alacağız" diyor. Bugün "Halkların kardeşliği" dediğimiz olgu var. Mesud Barzani de bu olgunun pratiğe kavuşmasını Abdullah Öcalan kadar istiyordur. Çünkü Arap halkıyla varlık-yokluk savaşı verecek hali yok. Hewlêr yüzde 20 Arap, Bağdat yüzde 20 Kürt. Kürdistan'ın sadece Kürtlerden oluşmuyor. Biz, bu anlamda "Halkların kardeşliği" temelinde yaşam örmek zorundayız. Bu sebeple Kürtler yeni dönem için kendileri ile Azeriler arasına etnik bir kimlik koymayacaklar. Kürdistan'ı çok seviyoruz; ama Kürdistan sadece Kürtlerin yaşadığı bir toprak değil artık. Bu yüzyıl, o yüzyıl, Kürtler savaş için de barış için de güçleriyle ve halkıyla hazır durumda. Gelecekte konfederalizm olur, federalizm olur fark etmez. Mühim olan duruş sergilemek. Özgürlüğün yakın olduğu bir süreçteyiz.
 
MA / Ceylan Şahinli
 
İlgili Haberler
Ortadoğu Uzmanı Özkan: İran’da demokratik konfederalizm üçüncü bir yol olabilir
Ortadoğu Uzmanı Özkan: İran’da demokratik konfederalizm üçüncü bir yol olabilir

Ortadoğu Uzmanı İslam Özkan, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının İran halkına barış ve demokrasi getirmeyeceğini belirterek, “İran halkı açısından çözüm, ABD müdahalesi değil; demokratik konfederalizm temelinde üçüncü bir yol olabilir” dedi.

İsrail-ABD ve İran savaşı 20'inci gününde: Trump yine tehdit etti
İsrail-ABD ve İran savaşı 20'inci gününde: Trump yine tehdit etti

İran ve İsrail-ABD savaşı 20'inci gününde devam ederken, İsrail suikast saldırılarıyla İranlı üst düzey isimleri hedef almaya devam ediyor. İran da Körfez ülkelerine dönük saldırılarını sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanı: Laricani öldürüldü
İsrail Savunma Bakanı: Laricani öldürüldü

İsrail Savunma Bakanı, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani öldürüldüğünü duyurdu.

HRANA: 24 saatte 21 kişi katledildi
HRANA: 24 saatte 21 kişi katledildi

HRANA, İsrail-ABD’nin İran ve Rojhilat’a dönük düzenlediği saldırılarda, son 24 saatte 21 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 31 sivilin de yaralandığını açıkladı.

İran'da savaş 18'nci gününde
İran'da savaş 18'nci gününde

İsrail-ABD ile İran arasındaki savaş 18'nci gününde karşılıklı saldırılarla devam ediyor.