Avrupa’daki Kürtlerin gündemi 'çerçeve yasa'
İSTANBUL - Avrupa’daki Kürtlerin gündeminin “çerçeve yasa” olduğunu belirten siyasetçi Adil Erkek, “Kimin döneceğine ilişkin tartışma var. Hatta isim listeleri bile hazırlanıyor. Ancak yasanın içeriğinde ‘pişmanlık’ olursa süreç bir adım bile ilerlemez” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihindeki çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, “çerçeve yasa” gündemiyle yürütülen tartışma ve görüşme trafiğiyle devam ediyor. “Çerçeve yasa”nın Meclis’e sunulması ve hemen ardından Adalet Komisyonu’nda ele alınması beklenirken, haklarında dava açıldıktan sonra Avrupa’ya gitmek zorunda kalan siyasetçi, sanatçı ve aktivistler, “çerçeve yasa” beklentisiyle ülkeye dönüş hazırlıklarına başladı.
Avrupa’daki siyasetçilerden Adil Erkek, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
‘KÜRTLER AÇISINDAN KIRMIZI ÇİZGİ’
“KCK” adı altında yürütülen soruşturmalarla çok sayıda kişinin gözaltına alındığını, tutuklandığını kimilerinin de sürgüne gitmek zorunda kaldığını belirten Erkek, bunlardan birinin de kendisi olduğunu söyledi. Süreç kapsamında yaşanan gelişmelere ve “çerçeve yasa”ya değinen Erkek, “Madem başmüzakereci Önder Apo'dur ve başından beri süreci onunla yürüttünüz, o zaman Önder Apo'nun kendi yapısıyla, halkıyla ve toplumuyla daha sağlıklı biçimde iletişim ve diyalog kurabilmesinin koşullarının mutlaka sağlanması gerekiyor. Hatta ‘Meclis'e gelsin, konuşsun’ denildi. O zaman bunun gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor. Kürtler açısından bu kırmızıçizgidir. İkincisi, legal siyasal zeminde mücadele yürütme koşullarının olması gerekiyor. Şu an beklentimiz kapsamlı bir yasal düzenleme ve adımın atılmasıdır” dedi.
‘ÖNDER APO KÜRDİSTAN’DA OLMALI’
Yasal düzenleme kapsamında ilk adımın cezaevlerindeki tutsakların serbest bırakılması ve ülkeden ayrılmak zorunda kalanların geri dönüşlerinin sağlanması olduğunu söyleyen Erkek, “Asıl önemli olan ise gerilla alanlarından arkadaşların dönüp siyasette, legal demokratik zeminde mücadele yürütmelerinin önünün açılmasıdır. Bunun mutlaka sağlanması gerekiyor. Bölüp parçalamayan, kategorize etmeyen, arkadaşları birbirinden ayrıştırmayan bir yasanın olması gerekiyor. Demokratik çözüm sürecinin temel argümanı ve samimi göstergesi de Önder Apo'ya olan yaklaşımdır. Esaret altında çözüm süreci olabilir mi? Hala Önder Apo esaret altındadır. İstedikleri zaman kapıyı kapatıyorlar. Bütün diyalog kapılarını kapatıyorlar. Tekrar tecridi başlatıyorlar. Önder Apo'nun mutlaka özgür, serbest hareket edebileceği koşullarının yaratılması gerekiyor. Artık İmralı'da değil, Kürdistan’da toplumunun içinde olmalıdır. İstediği heyet ve kişilerle görüşebileceği imkanların yaratılması gerekiyor. Yoksa süreç başarıyla sonuçlanmaz” diye belirtti.
YASAL ADIM VE DÖNÜŞLER
Diasporada da örgütsel ve toplumsal çalışmaların sürdüğünü söyleyen Erkek, şöyle devam etti: “Diplomatik açıdan güçlü diyaloglar var. Hatta örgütlenmeler de var. Ortak örgütsel yapılar geliştirildi. Bir tecrübe, deneyim oluşturuldu. Artık Kürtler bütün dünyada tanınan, bilinen ve demokratik öncü güç olarak kabul edilen, hatta birçok topluma ilham kaynağı olan bir gerçekliğe sahiptirler. Avrupa'da toplantılar yapılıyor. Kimin gideceğine dair isimler bile belirleniyor. Bu konuda bir tartışma var. Örgütün bütün yapıları içinde bu tartışma yürütülüyor. Bazı arkadaşların gitmesi için hatta listeler bile hazırlanıyor. Böyle bir hazırlık var. Ancak Türkiye Devleti’nin çıkaracağı yasanın içeriğine ilişkin ciddi kuşkular da var. Eğer daha çok ‘pişmanlığı’ dayatacak, insanların onuruna dokunabilecek yasalar çıkarırlarsa kesinlikle bu süreç bir adım bile ilerlemez. Hiç kimse böyle bir yasaya tenezzül edip Türkiye'ye gelmez ve bundan yararlanmaz. Böyle bir yaklaşım katı bir tutumla da karşılaşır. Bu açıdan umarım böyle bir mantıkla bu yasayı çıkarmazlar.”
MA / Helin Özgün